Kendine 'dur' demek neden bu kadar zor? Herkesin, herşeyin, her anın etkisinin uzaklaştığı 'kayıtsızlık' hali ile içimde koca bir boşluk kanırtılıyor. İlk görüşte aşık olduğum, ilk sözde aşık olduğum, ilk çarpışmada aşık olduğum ... hangi durum ve an varsa , elini eteğini üzerimden çekiyor. Tabi bu kadar sık ve kolay aşık olmamı garipseyen varsa, 'ne de olsa yengeç üstü akrebim, doğum anımda üzerime doğan ışınsal ve kozmik etkiden kaçamadığım için bu durum ,kardeşim' diyorum ve işte 'ben deliyim, bana ceza veremezsiniz' diyen 'en akıllı deli' den de fazla bir farkım kalmıyor. Lafı boşluğa getirmişken, bu 'bomboşluk'la başaçıkmak mı , yoksa tepkisiz kalmak mı? Şu dönemde tepkisizce kendimi seyretmeyi seçiyorum.(Bu arada yazarken dinlediğim parça; milli vanilliden, girl you know it's true! Müzik zevki 'yüksek' olanların burun kıvıracaklarını ve bu noktadan sonra devam etmeyeceklerini tahmin ediyorum.)
Müzikten konu açmışken ,babam konservatuardan ayrılmış/atılmış, ama vakti zamanında bize 'my fair lady, damdaki kemancı ve yedi kardeşe yedi gelin' müzikallerini sık sık seyrettirmiştir, eksik olmasın. Opera ve aryadan anlar, hatta bunları, çalışırsa söyleyebilen bir bariton şahsiyettir,artı,Tarık Mengüç'ü severek dinler ve izler. Sadede geleyim; müzik , bazen kana en savunmasız noktadan, en popüler şekliyle girer ve o sabah uyandığınızda, bakarsınız plak kafada sürekli döner ,döner ,döner.
Yazının bu kısmından sonra kendimden hoşnutsuz kaldım ve akşam yakın bir arkadaşımla Suadiye Cafede konuşmaya devam ederek geceyi tamamladım. Geri kalanına , aklımdan geçenle klavye tuşlarının çıkırtı sesi arasında uyum sağlandığı zaman devam edeceğim.
Tarık Mengüç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tarık Mengüç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2 Temmuz 2010 Cuma
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)