7 Aralık 2011 Çarşamba

MM

Gecemin kıymetli uykusuna doğru göz kapaklarımın ağırlığı artarken, iki kelimecik not düşmeden ayrılamayacağım ortalıktan. Hoşgeldin baykuş saatim! Derdim var mı? Vardır, elbette! Özellikle 'yakınılacakların' listesini arttırsam, 'durumum' prim yapar mı?! Galiba evet. Tercihler bu yöne iteklese de zaatımı, Mark Twain'in 'çoğunlukla' ilgili eski bir kotasını ararken, M ile başlayan Murathan Mungan'dan kotalara takıldım kaldım;

Gökte ararken yerde bulduğum olmadı hiç. Ama yerde bulup da göklere çıkarmışlığım çoktur.

Aramaktan vazgeç demiyorum. Bulmaktan vazgeç.

Acı veriyorsa geçmiş, geçmemiş demektir.

Kotalar uzarken, MM nin okuduğu kitaplar evine sığmadığı için, kitaplarını barındırmak adına ayrı bir evinin olduğunu hatırladım.
Emek, zaman, yatırım ...

Zaman kelimesi ile birlikte saate bakıyorum 01.37. Malum yarın iş günü. Sanal alemin fişini , yazıyı biraz eksik bırakarak , çekiyorum. İyi geceler.

21 Kasım 2011 Pazartesi

Bugün ne giysem?

Alfabenin son harfinden başlayarak,'zzzz', uykuya rağmen iki çift yazmadan yatmayacağım. Televizyonda ,'Bugün ne giysem?' var şu anda. Tüm kaygı nasıl yürüyeceğim ve ne giyineceğim? Özendirici! (Pardon para ödülünü unutmuşum) Rutin bir hayatta kalma savaşının kısırdöngüsü içindeki ben ise , ' cocuk iyileşti mi acaba?' diye kafamdaki dönme dolaba teslim. Bazen sadece estetik kaygının varolduğu? , 'akşama nasıl görüneceğim acaba , tüh?' misali bir hazırlanma telaşı olan bir atmosferde solumak istiyorum. Bazen ama:)

Serzeniş değil benimkisi, sadece durum saptaması. Tıpkı aklımdan geçeni tuttum,yakaladım, şimdi de bırakıyorum diyebileceğim bir an.

İyi geceler, gökkuşağı renginde rüyalar!

13 Kasım 2011 Pazar

Ain't got no...

Körfez nöbetinin bitmesine 8 saat var. Nina Simon dinlerken gribe sonunda yakalandığımı farkediyorum. Bu sayfayı aynen biraktığım yerden yarın devam etmeyi planlıyorum. Şimdi hoooop uyku sanırsam...Beynimin tadilata ihtiyacı var.

11 Kasım 2011 Cuma

Veronika

Şarkı sözü yazmaya çalıştım, pek olmadı:) Sağ yanımda bergamut çaylı kupam , klavyenin yanında dizilmiş johnny cash'den miles davis'e kadar uzanan (ucuzluktan almıştım) müzik cd lerim ve beni, şu anda bulunduğum yerden çok daha uzaklara fırlatabilen, kulağımdaki kulaklığım.

Yakalanan tınının etkisiyle uykuya dalmadan önce yazabildiğim şu huzurlu an; Bir salisenin onda biri ve daha da kıyımlanmış zaman dilimi?!

Gecenin içinden kulağımda kalan tınılarla uykuya dalmaya hazırlanırken, dünyanın dönme sesini her an duymak ve duyurmak dileğiyle, iyi geceler, iyi sabahlar...



5 Ağustos 2011 Cuma

Love me

Does it make any difference if I had a crush on somebody else once?

Does it make sense that I wish you become my stalker those days?

Does it really take a lifetime to realise there is a no self in secret connections of reflections?

Please let me be in your blood , so that I will eternally beat in your heart with every stroke.

Please do arrest me in every sin you had, so I eternally burn with you .

And you, my lovely new stranger, will surely be welcomed with your every move towards my life and flow

26 Mayıs 2011 Perşembe

Jonathan Franzen

Son ki üç dört... Teoman'dan 'kupa kızı'nı dinlemek bu akşam zorlaşıyor. Aklım akışkan ,parmaklarım kilitli. Böyle anlarda 'dormant' kalmak gerek diyor içim.

Biraz önce OW Show'a Jonathan Franzen çıktı.Dünyanın en fazla tanınan ve okunan yazarı olma yolunda. Kitaplarını henüz okumadım.Okuyacağım. Diyalogundan anladım ki frekansındaki paraziti temizlemeyi başarmış ve ekosunu hissettiği baskın sesi seçip aktarmaya başlamış. O ses daha önceden kurguladığı bir kadın kahramana aitmiş ve onu duyabilmek için karanlık , soğuk ve internetsiz bir odaya kaçıp , teknolojik üstünlükleri bir kenara bırakması gerekmiş hep.

Franzen 10 madde halinde yazmanın kuralları özetlemiş.Çok beğendim, çok da yakın buldum kendime.

Evet yazmanın da teknikleri vardır elbette, tıpkı fotoğraf çekmek veya resim yapmak gibi.(müzik eksik kalmış) Ama bazıları 1-0 önde doğar ve onlara kurallar işlemez, kendi kuralının altına imzasını basar. Onlara bilmek kolaylaştırılmıştır. Kolaylaştırılmak?! Uyaranlara uyanık , aktarıma hazır beklemek ve asla merkezde olmamak.

VE BEN ONLARI KISKANIYORUM:) Yani Jonathan Franzen seni kıskanıyorum.

Gözlerimi yummadan önce, linkteki parçayı beni duyabilme ihtimali olan O sese armağan ediyorum.

www.youtube.com/watch?v=0fwYV8rBwlQ&feature=related

18 Mayıs 2011 Çarşamba

Tablo

Ne günün anlam ve önemini, ne de yaşadıklarımı aktarmak istemiyorum şu saatte. Anlamlarını yitirdikleri için değil, sadece öyle işte. Olmasını istediklerimden bahsetmek, içinde yaşamak istediğim tabloyu şekillendirmek için tuşlara çarpıyorum, arada bir uyku sersemliğiyle duvarlara da...

Her gün hastaneye giderken yanımda taşıdığım ağır çantayı boşaltmak istiyorum mesela, ama her seferinde boşaltırken yine aynı şeyler doluveriyor içine.Bir de iştahıma çok düşkün olduğum için her an yanımda yemesem bile hastaneye getirip götürdüğüm yemek torbam,acil durumlar!!! için bergamutlu poşet çayım ve kahverengi kuru kayısım! Taşıyorum hepsini, 'bir ne olur ne olmaz' acayip psikolojisiyle

Neden 'şu an' ı ifade ederken hala geçmişi kullanmak zorundayım?! Şu an ise bahsederken bile geçiyor ve bir parçadan, kulaklıkla beynime kazınıyor, 'to find our only love'

Ve şu anda olması istediklerim; eşyaları beyin gücümle oynatmak, kim yalan söylemiş anlamak, Satürn'ün halkasına düşmeden oturmak, ellerimi halkaya koymak tıngırdatmak, en sevdiğim yemekleri yedikten sonra da 3 saat hala yiyormuş gibi hissetmek, sevdiğim müzik parçalarını herkesin sevmesi ve bu sebeple ortalıkta her yerde yüksek sesle de dinleme imkanı ... Bir de atlet olmasam da olur ama bir o ülkeye bir bu ülkeye giden başarılı bir dans hocası olsam, ne olur? Bilgilerinize arz olunur.

23 Nisan 2011 Cumartesi

Sarman

Yan kapıdan gelen sese irkildi.Evde terliklerle oynamayı seven bir bebek kediydi kendisi.Doğumunu hatırlamasa da, anıları bu evde başlamıştı.İlk defa bu evde yuvarlak yün sarmalları tırnaklarıyla incelemiş ve ilk defa bu evde kendini çok yetekli bir sarmal çözücü hissetmişti.Evdeki 'yürüyen ayak' onun bu kabiliyetini farketmiş, eve diğer yürüyen ayaklar geldiğinde bu kıymetli yeteneği onlara izletir olmuştu...

Diye başlayan bir hikayenin okunma olasılığı var mı?'Eyvah gitti bizim kızın aklı gibi' bir yoruma yol açmayacak kadar toprağa yakın, hayal gücünün havalandırmasına izin verecek kadar hafif kalabilmek.

Dinlediğim parçalarla şekillenen yazının ruhu zaman zaman kendini akışa bırakıyor, zaman zaman ekrana boş boş bakıyor.Ama dinlemeyi asla kesmiyor.

Bu gecelik benden bu kadar, hazırladığım müzik cd sini bilgisayardan bir türlü çıkaramadım, meğer masa örtüsü o incecik cd girişinin arasına sıkışmış, görmeden inanılmaz ama öyle