2 Aralık 2012 Pazar
Sicim
Sevgili ekranım,
Senden uzak kalsam da gizli gizli içimden konuşulası modda devam ettim yazmaya. Şu an hiç bir kelimesi aklımda olmasa da rahatsızlık duyma özlemi içinde olan bünyeme bir aralıksın ne de olsa sen.
Üzerime yapışıp kalan 'aynı'lıklardan sıyrılmak ve bugünümün yarınımla aynı olmaması için öncelikle aforizmalara kulak asmayı bırakıyorum. Olmayan fizik bilgimle, sicim teorisine göre hiç bir maddenin birbirine değmediği ve ne olursa olsun aralarında bir mesafenin olduğu sonucu aklımda yarım yamalak kalmış. Ne virüs ne içtiğim su ne de bir dokunuş ? Hepsi mi yok aslında? Varlık sorusunun karşına koyulabilecek olan zaten hiç mi yoktu?
Beden iplerini tek tek çözerken, boşluğun kucağındaki şaşkınlık ve telaş ... Kelimlerle düşünme alışkanlığının sancısından kurtulmaya çalışırken, kozadan çıkma korkusu ... Değişimin kaynağının asla değişmeyeceği tarafımla barış yapmak ... Çözümün olmaması olasığını gülümseyerek karşılamak ...Toplum ve aile kurallarının arasına sıkışıp kalmış olan her sancılı insan evladı gibi, bir gün gelip acınılası bir alternatifsizlik içinde hayretle bunu kırmış olanlara bakmak... Yazmak için karanlık bir gecenin loş ışığını her zaman arasam da gündüz yakaladığım fazla aydınlık bir köşenin keyfini çıkarabilmek ...
Hayat dipnotlarım bir daha beni bu kadar yormayın lütfen.
19 Mayıs 2012 Cumartesi
Fazıl SaY
Körfez nöbetinden merhaba. Aklımın tuşlarından uzun süre ayrı kalmak bana yaramıyor. Hava da şu an benim gibi ayar yapıyor galiba kendine. Yağsam mı, essem mi, parlasam mı! Koyu gri bunalımlı havalardan gizli bir keyif alarak, dönemsel sürecimi kendime dikte ettirmeye devam.
Dün Fazıl Say'ın veda yazısını okudum. İçerledim yaşadıklarına. Başarısının altında yatan keskinliğinin , ait olduğu toplum tarafından bu kadar hırpalanmasına kızdım. 'Miş gibi' yaşayanlara teklifsizçe geçirdiği laflara o kitle elbette alkış tutamaz ,ama tarzındaki kara mizahı belki biraz dank edebilirdi. Kendimizi biraz yargılamak, dogmatik düşünüşümüzü kırmak için bir geçit inşa edebilecekken ve inancın şekilbaz halini kovabilecekken, biz buna aracı olan sanatçıyı kovuyoruz. Elimize sağlık. Kınamızı ısmarlayalım.
Fazıl Say'ın başarısı tesadüf değil. Buna üniversite öğrencilik yıllarından şahidim. Fazıl Say içimizdeki putları kırıyor abiler ablalar. Konser atmosferinde kendini tanımlarken, dinleyicisinin de gerçekten nabzını tuttuğunu veda yazısında anlatmış. Dinleyici koltuğundan pianistin koltuğuna kadar haklı. Etrafla kurduğu bağ bu kadar güçlüyken, iç sesini dinleyip başarıyla ortaya dökebilen bir sanatçının çevresine dair eleştirileri, 'komformist' yaşayan insanları karşısına alır tabi. (Almış zaten 5N1K da da) Bir kına da onlara! Ekmek kavgası mı, vicdan hesaplaşması mı galip gelecek acaba?
Bir Zen anekdotu ile durumu tekrar düşünsek lütfen;
Öğrenci ustasına sorar:
''Ego nedir?''
Usta yüzünü buruşturarak öğrenciye dönüp, ''bu ne kadar aptalca bir soru, bunu ancak bir aptal sorabilir'' der.
Öğrenci allak bullak olur, öfkeden kıpkırmızı kesilmiştir.
Usta gülümser ve şöyle der:
''İşte ego budur''
30 Nisan 2012 Pazartesi
Bünyesiz kadın
Bünyemdeki bütün kölelere;
Paranın kölesi, tutkunun kölesi , kibirin kölesi, iştahın kölesi , kendi yansımasının kölesi ! Yarın serbestsiniz.
En aptal duruma düşmeye bile razı olan gurura gelince, hala iş başında, asla anlaşmıyor benimle.
Çalışan kadını ezmeğe çalışan sitematik gürüha; kısır bünyeleriniz bir gün kendinizden hesap soracak ve beğenemeğiniz memeli türünün aklına asla erişemeyeceksiniz. Bu duruma şimdiden ' kraliçenin halka içten ama umarsız el sallaması' modunu takınıyorum.
Yarın emeğinin karşılığı için bir araya gelenlere: hayatı hepimiz için biraz daha yaşanılır kılmaya çalışan her adımınızda, denge sizden yana olsun , düşmeyin ve gücünüzden asla şüphe etmeyin.
Paranın kölesi, tutkunun kölesi , kibirin kölesi, iştahın kölesi , kendi yansımasının kölesi ! Yarın serbestsiniz.
En aptal duruma düşmeye bile razı olan gurura gelince, hala iş başında, asla anlaşmıyor benimle.
Çalışan kadını ezmeğe çalışan sitematik gürüha; kısır bünyeleriniz bir gün kendinizden hesap soracak ve beğenemeğiniz memeli türünün aklına asla erişemeyeceksiniz. Bu duruma şimdiden ' kraliçenin halka içten ama umarsız el sallaması' modunu takınıyorum.
Yarın emeğinin karşılığı için bir araya gelenlere: hayatı hepimiz için biraz daha yaşanılır kılmaya çalışan her adımınızda, denge sizden yana olsun , düşmeyin ve gücünüzden asla şüphe etmeyin.
21 Nisan 2012 Cumartesi
Bir iki üç
Soul Remnants
My awesome cat
With its calm staring eyes
Mingling the thoughts with the thawed paw down below
Gracefully stepping the mindless hall with the very antient smoke
Nightmeres! Flushed with every sip of the margarita
Deep down a soulful fly , with the wings off to fly
My awesome cat
With its calm staring eyes
Mingling the thoughts with the thawed paw down below
Gracefully stepping the mindless hall with the very antient smoke
Nightmeres! Flushed with every sip of the margarita
Deep down a soulful fly , with the wings off to fly
15 Nisan 2012 Pazar
Sol Yan Dalgam
Bugün Pazar. Caddebostan sahilinin azgın dalgalarını sol yanıma alıp, rüzgarın 'kasırga öncesi mi acaba bu?!' dedirten şiddetiyle koşarken, alacakaranlıkta galiba sadece 3 kişi koşuyordu, kardeşim hariç. 'Bu havada, bu saatte ne işim var burada?' düşüncesi, kendini şartlara azıcık da olsa meydan okumanın getirdiği dinginliğe bıraktı. Konuşan ve koşuşturan beynimi sakinleştirmenin yollarından biri olan koşmak ve bu koşuyla gelen her dakikanın keyifli sessizliğinde, hafifçe aralanmış bir kapının ardında beliren farklı zemin... (oksijensiz kalmadım, merak etmeyin) Koşunun beni taşıdığı yeri henüz tam anlamıyla tariflemem hala mümkün değil. Sessizleşen aklım, hayal kurmak yerine hayalindeki gerçeği yakalamaya uğraşan tarafımla barışmış olarak, hepimize iyi haftalar diliyorum.
23 Mart 2012 Cuma
Törpü
Bildiğin tırnak törpüsünden bahsetsem, bahsedemem, çünkü o işi bilmeyi çok istesem de beceremem, ama hayatın üstümden geçen sivri törpüsünden gün ve gün nasibimi almaktayım. Yere yüzük oyun yatan ve ayaklarını yere vurarak hıçkıra hıçkıra ağlayan bir çocuk inadıyla , herşeyin bir gün daha iyi olacağına inanmayı sürdürüyorum.
'Bir gün', 'herşey','inanmak' lafları bir cümlede geçtiğinde iki saniye düşünmek gerekli. 'Değişime gücün yok, bekle o zaman' denilebilir. Kendimi fazla hırpalamadan 'elalemin öğretisi' ni bir kenara koyarak, yemek müziği parçaları hazırlıyorum. Her lokmada, baharatıyla uyumlu gidecek bir çalma listesi ... Çiğnemede de şapırtıya uygun ses düzeni... Kafamın içinde gezen güve yeniği tipli ağrı olmasa devam edeceğim ama şimdilik , uyku gel buraya!
'Bir gün', 'herşey','inanmak' lafları bir cümlede geçtiğinde iki saniye düşünmek gerekli. 'Değişime gücün yok, bekle o zaman' denilebilir. Kendimi fazla hırpalamadan 'elalemin öğretisi' ni bir kenara koyarak, yemek müziği parçaları hazırlıyorum. Her lokmada, baharatıyla uyumlu gidecek bir çalma listesi ... Çiğnemede de şapırtıya uygun ses düzeni... Kafamın içinde gezen güve yeniği tipli ağrı olmasa devam edeceğim ama şimdilik , uyku gel buraya!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)