3 Eylül 2014 Çarşamba

Tamamen Kimyasal

     Bugün koşarken yan tarafıma vuran gölgemi izledim. Eskiden koşarken, gücümü idareli kullanmanın yolunu yere bakarak gölgemi izlemekte yakalamıştım. Çevremdeki manzarayı (deniz, ağaç veya yüksekte bir ova) bir kenara bırakarak yola devam ederdim. Bugünse güneş batarken bulutların arasındaki 'pembe lolilop' torbasına dalıp gittim. Zaman zaman  koşarken ince bir ipe takıllı olduğum ve çekildiğim hissi geliverir, o zaman anlarım ki 'beyaz zon' yaklaşıyor. Şimdilerde ne takılı ip, ne de yere çakılıkalan bakışımdan eser yok. Disiplini tekrar kazansam bile, ödül hemen gelmiyor. Sabırla, ne zaman geleceğini bilmeden, devam etmek lazım. 'Neden koşuyorsun' diyenlere artık kesin bir cevabım var; 'tamamen kimyasal!'... bir his için koşuyorum ve tek rakibim var, kendim.

   Uzun mesafe koşunun bana vereceği zararları biliyorum. Maratonlarda, madalyalarını almak için kürsüye çıkan yaşı 40'ın üzerindeki kadınların, aşırı idmandan vücütlarının erimeye başladığına bir çok kez şahit oldum. Yerçekimi bende de etkisini göstermeye başladı. Şimdi bu bedel için pazarlığa oturma vakti geldi. Vazgeçmek?  Hadi oradan!

Ve kendime bir dipnot: Koşmak, çelik gibi bileylenmiş bir iradenin en kolay yolu.